19.05.2012, 10:42 83

Dünyayı 'Yeşil ekonomi' ile değiştirelim.

Dünyada hakim olan zihniyet insanları sürekli tüketime itiyor. Tüketim en önemli can damarı bu sistemin. Tüketeceksin, daha tüketeceksin, daha da tüketeceksin. Nereye kadar? Tüketme bittiğinde sistem çöküyor. Peki tüketim neyi besliyor? Büyük firmaları, hazır firmaları, bankaları. Çark böyle dönüyor. Peki bu gidişe dur denecek mi? Çok tüketiyoruz, daha az tüketelim denecek mi?
 
Türkiye’de bu yola giriyor. Akıntı içerisinde kendini buldu ve tüketimin cazibesine kapıldı. Şimdilerde pek çok kişi daha da fazla tüketmemiz gerektiğini bize fısıldıyor. Daha fazla. Daha da fazla. Peki tükettiğimiz nedir? Kaliteli, kalitesiz ürünler v.b. Gerekli miydi? Bunu soran yok. Biz üreterek mi tükettik? Buna da kimse aldırmıyor. Peki o zaman neyi tüketiyoruz? Bence ekonomimizi ve kendimizi tüketiyoruz.
 
Tüketim toplumunun alternatifi
Şimdi birileri çıkıyor gerektiği kadar tüketin diyor. İsraf etmeyin diyor. Gereksiz tüketim hepimize zarar diyor. Bunlar aslında bizim kültürümüzün uzantıları. Fakat başkaları seslendiriyor. Yeşil ekonomi diye seslendirilen bu kavram, gereksiz tüketimi önlemek, çevreye daha az zarar veren, aşırı tüketimin önüne geçen bir yaklaşım öneriyor.
Dünya lideri üreticiler bu sese kayıtsız kalamıyor. Şimdi herkes ürünlerinin ne kadar az tükettiğini, ne kadar az çevreyi kirlettiğini, aynı işi ne kadar az enerji ile yaptığını anlatıyor. Yani aşırı tüketimin tam tersi daha az tüketebilirsin yaklaşımını öneriyor. Peki bu olabilir mi? Evet oluyor da. Bugün önde gelen üreticilerin en önemli argümanı bu: daha hafif, daha verimli, daha çevreci.
Batıda yeşeren tüketim çılgınlığına karşı en önemli silah yeşil ekonomi. Tüketerek mutlu olunamayacağını, gerektiği kadar tüketmenin mutluluk sebebi olduğunu anlatıyor. Bu sihirli sözcük pek çok ülkenin programına girdi. Yani bir politika oldu. Daha fazla ne olabilir? Yeşil ekonomi ile enerji bağımlılığından kurtulunabilir. Daha verimli yaşamayı öğrenenler daha temizi de aradıkça bağımlılıkları ortadan kalkabilir. Tek sorun bu ekonomiyi kim yönetiyor?
Yeşil ekonomiyi kim yönetiyor?
Yeşil ekonomide daha iyisini yapan kazanıyor. Çin daha ekonomik üretiyor kazanıyor. Türkiye daha az enerji tüketiyor kazanıyor. Yani ölümüne tüketim yok. Yine zenginler daha zengin olacak gibi görülebilir ama öyle değil. Artık sağmal inek gibi kanını emercesine bir bağımlılık yok. Daha azı olabiliyor. Böyle olunca tüketimi körükleyenlerin balonları daha az şişiyor. İşte burada bize rol düşüyor. Daha az tüketimi öğrenip bir de bunu kendimiz üretmeyi denememiz lazım. İlk seferde başarısız olabiliriz, korkmamalıyız. Başarısızlık korkusu sadece yenilgiyi besler.
Düzen böylece değişebilir
Sadece enerji açısından bu değişime ihtiyacımız var. Dünyanın enerji kaynakları belirli alanlarda toplanmış ve giderek bu kaynaklar daha da tükeniyor. Tükendikçe pahallılanıyor. Ne kadar çok tüketim o kadar çok bağımlılık. Ülkemiz tüketmeye bu hızla devam ederse 2020 yılında planlanan yatırımları yapsa dahi enerji ihtiyacını karşılayamıyor. Tek çare enerji verimliliği. Yani daha az tüketmek. Biz daha az tüketmeyi öğrenir, yerinde üretir ve ürettiğimiz kadar tüketir isek oyunun şekli değişir. O zaman kendimize yeten çok az sayıdaki ülkeden biri oluruz.
Sonuç itibari yeşil ekonomi, dünyanın düzenini değiştirebilecek bir felsefe. Bu konuyu derinlemesine tartışacağımız uluslararası bir toplantı 5-9 Eylül tarihlerinde İstanbul’da yapılacak. Enver Derneği ve Birleşmiş Milletler Kalkınma teşkilatı Yeşil Ekonomi zirvesi düzenliyor. Başbakanımız bu zirveyi himaye ediyor. Bu zirvenin sonunda dünyayı değiştirmeyi öneren bir deklerasyon yayınlanacak. Göreceksiniz pek çok kişi bu konuyu daha da önemseyecek ve Türkiye’nin yeni rolü bu işi sürüklemek olacak. Evet, yeşil ekonomi fikri ile tüm dünyayı değiştirebiliriz. Gelin birlikte değiştirelim.
  
Yorumlar (0)
14°
parçalı bulutlu