banner31

banner29

30.11.2012, 07:55 255

Aklımı seveyim

 İnsan oğlu bu doymak bilmiyor. Geliştikçe önce küçük dağları kendi yarattığını zannediyor sonra büyük dağları yapmanın ne zorluğu var diyerek etrafına kafa tutuyor. Halbuki bir etle kemik değil mi onu ayakta tutan? Değil elbet, eğer ruhu bedeni ile barışık değilse onun dimdik duran cesedinin aslında boş bir korkuluktan ibaret olduğunu görebilirsiniz.

Akıllı mı olduğumuzu zannediyoruz?

Akıllı olduğunu zanneden insanlar var, ileri safhasında şizofren deniyor onlara. Bir de hasta olduğunun farkına varmayanlar var. Akıllı olmak güzeldir, ama aklın esiri olmak bir hastalık. Bu nedenle hasta olmadan tedavisi gerekir.

Aklı en fazla kullanan İmam Gazali ‘aklı gerdim, gerdim, sonra bir neticeye ulaşamadan O’na geri döndüm’ diyor. Zira akıl, ancak idrak sınırında eman veriyor. Aklınız sizi doğruya da götürebilir, yanlışa da. Eğer eğitilmemiş bir akıl ise sizi götüreceği yerden emin olamazsınız. Yunus Emre’nin deyişiyle ‘İlim, ilim bilmektir/ İlim, kendini bilmektir/Sen kendin bilmez isen daha nice okumaktır”. Aklın eğitilmesi için ilim ile donatılması gerekir. İlimsiz akıl çimentosuz beton gibidir. Akıl, gördüğü ile karar verir, görmediklerini akla öğreten ise ilimdir.

 

Bir uçak kazası sonrası Amerikalı ile Japon ormanda mahsur kalırlar. Vahşi bir kaplanın kendilerine doğru koştuğunu görünce Japon hemen ayakkabılarını bağlamaya başlar. Amerikalı ‘Kaplandan hızlı koşacağını mı sanıyorsun?’ der. Japon ‘şimdilik senden hızlı koşmam yeterli’ cevabını verir.

 

Çok akıllıca olabilir bu cevap ama doğru mudur? Hangi açıdan baktığınıza göre değişir. Maddeyi ön planda tutan batı zihniyetinde varolmanın şartı yok etmek olduğundan bu fikir en uygun yoldur. Ama doğu kültüründe ise bu durumun özeti Ebu Muslim Horasani’nin şu sözlerinde veciz bir şekilde özetlenmiştir;

“Onlar şerrinden emin oldukları için eski dostlarını kendilerinden uzak tuttular. Şerrinden korktukları için de eski düşmanlarını kendilerine yakın tuttular. Yakın tutulan düşman dost olmadı; ancak uzak tutulan dost, düşman oldu. Dostsuz kaldılar ve yıkılmaları mukadder oldu.”

 

Akıl üstünlüğü değil ortak akıl

Artık başarılı olmanın sırrı akıl üstünlüğünde değil orak aklı kullanmaktadır. Tek başına güçlü akıl, bir akıldır. Kollektif akıl ise birbirinin aklını tetikler ve onlarca akılın yaptığı karşılığı ortaya koyar. Şu halde ortak akıl kültürünü iyi oluşturmak ve bunu kullanmak gerekir. Çok akıllı olduğunuzu düşünebilirsiniz. Gerçekten de çok akıllı olabilirsiniz. Ama bu aklı kullanacak ortamı oluşturamadıysanız işinizi gerçekleştiremezsiniz. Pek çok üstün zekalı insanın soluğu hapishanelerde almasının sırrı budur. Çok zeki olduklarından başkalarından daha önce bir sonuca varırlar ama toplum onların düşüncesine yetişemediği için varmak istedikleri noktaya önceden ulaşmaya çalıştıklarından bunalıma girerler.

Her şeyin azı karar çoğu zarar. Siz siz olun, aklınıza mukayet olun ve ona çok güvenmeyin. En akıllınız, başkalarının aklını kullanandır. Ortak akıl, meselelerin çözümünde en kuvvetli yoldur. Optimum (en iyi) düşünceler, ortak akıl ile doğar. Aklınız sizin için çok değerli olabilir ama iş yapmak ve yaptırmak için yeterli olmayabilir. O nedenle sadece aklınızı değil ortak aklı çalıştırın.

 

 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
14°
parçalı bulutlu