Hasanağa OSB yabancı yatırımcının gözdesi

Hasanağa’da 1990’ların ilk yıllarında başlayan sanayileşme yolculuğu, 2003’te bölgenin OSB statüsüne kavuşmasıyla taçlandırıldı. Hızla altyapı sorunlarını gideren bölgeye, hem Türk hem de yabancı yatırımcılar yoğun ilgi gösteriyor. Bursa’nın OSB Başkanlarıyla bir araya geldiğimiz “OSB’ler Konuşuyor” röportaj dizimizi Bursa’nın doğayla iç içe olan ve her geçen gün büyüyen sanayi bölgesi HOSAB’ın Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Korun’la sürdürdük.

RÖPORTAJ 07.10.2020, 18:03
Hasanağa OSB yabancı yatırımcının gözdesi

Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki (HOSAB) firmaların gerçekleştirdiği ihracatın 1 milyar doları bulduğunu ifade eden Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Korun, “Otomobil üreten bir fabrikaya ev sahipliği yapıyoruz. Bölgemizde İtalyan, Alman, Güney Kore ve Amerikan firmaları da var. Yabancı yatırımcılar bölgemizde olmak için yoğun talepte bulunuyorlar” dedi.

Sayın Başkan sizden öncelikle Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi hakkında kuruluştan itibaren bugüne kadar geçen süreci özetlemenizi istirham edebilir miyiz? Hasanağa OSB’yi diğer OSB’lerden ayıran özellikleri nelerdir? 

Hasanağa Organize Bölgesi 2003 yılında OSB statüsü kazanıyor ancak buradaki sanayileşme süreci daha öncesine dayanıyor. 1990’ların başında Hasanağa Belde Belediyesi tarafından bu bölge sanayi bölgesi olarak ilan edilmiş ve sanayileşme başlamış. 1993 yılında bölgede hareketlenme artmış. 1995 yılında bölge sanayicileri tarafından Hasanağa İşverenler Derneği kurulmuş. Bölge büyüdükçe, dernek bazı sorunların çözümünde yetersiz kalmaya başlamış ve 2003 yılında OSB sürecinin startı verilmiş. Böylelikle, HOSAB 2003 yılında 216 sicil numarasıyla OSB statüsüne kavuşmuş.

Fakat bazı sorunları halledebilmek adına zamana ihtiyaç vardı. İmar planımız 2008 yılında onaylandı. Planımız onaylandıktan sonra gerçek manada hizmet vermeye başladık diyebilirim. Bu yıldan sonra bölge adeta bir şantiye halini aldı. Hızlıca altyapı çalışmalarımıza başladık. Kanalizasyon, içme, yağmur ve proses suyu ile doğalgaz hatlarını aynı anda çektik. Bu bizim için önemliydi, çünkü burada altyapı yoktu. Altyapı ile ilgili sıkıntılarımızı giderdikten sonra, çevre ile ilişkimizi bozmamak adına bin metreküp kapasiteli biyolojik arıtma tesisimizi kurduk. Daha sonra, her geçen gün HOSAB’a olan ilgi artmaya başladı. Özellikle yabancı firmaların bölgemize olan ilgisi çok oldu.

HOSAB’ı diğer bölgelerden ayıran özelliklerin başında, doğayla iç içe olmamız geliyor. Biz çevreci bir OSB’yiz ve bölgemizde çevreyi kirleten herhangi bir kurum ve kuruluş yok. Geçtiğimiz yıl Akçalar Islah OSB ile tamamıyla birleştik ve böylelikle alan bazında hemen Nilüfer OSB ile hemen hemen aynı büyüklüğe geldik.

Bölgemizi diğer bölgelerden ayıran diğer bir önemli özellik ise, otomobil üreten bir fabrikaya ev sahipliği yapmamız. Buna bağlı olarak otomotiv ve makine sektöründe faaliyet gösteren firmalar ağırlıkta. Ayrıca bölgemizde İtalyan, Alman, Güney Kore ve Amerikan firmaları da var. Yabancı yatırımcılar bölgemizde olmak için yoğun talepte bulunuyorlar.

Bugün itibariyle Hasanağa OSB’de faaliyet gösteren firma sayısından istihdama, ihracattan elektrik, doğalgaz su tüketimlerine kadar güncel verilerini alabilir miyiz? 

Akçalar ile birlikte şu anda 157 parselimiz var. Bunların 125 tanesi faal durumda. Bölgemizin şu an yüzde 85’i dolu ve boş alanlar için de talepler var. 

Bölgedeki firmalarda, salgın öncesinde 15 bine yakın istihdam sağlanıyordu fakat şu an 12 binlere düşmüş durumda. Yine salgının etkisiyle enerji tüketimlerinde yüzde 40 oranında bir düşüş oldu fakat şu an bir toparlanma yaşanıyor.

Bölgedeki firmaların gerçekleştirdiği ihracat ise 1 milyar doları buldu, ilerleyen dönemde bu rakamın daha da artacağını düşünüyorum.

Hasanağa OSB’de faaliyet gösteren firmaların Bursa ve ülkemiz ekonomisine katkıları hakkında neler söylersiniz? Hasanağa OSB Bursa için ne ifade ediyor? Cumhuriyetin 100. yılında siz de 20. Yaşınızı kutlayacaksınız, bu dönemde nasıl bir Hasanağa OSB hedefliyorsunuz? 

Bölgemizde KARSAN otomobil fabrikamız ve CANSAN Alüminyum gibi güçlü firmalarımız var. HOSAB’da faaliyet gösteren firmaların yurtdışı bağlantılı ve büyük firmalar olmaları, Türkiye ekonomisi açısında da önemli. Bu durum ihracat, istihdam ve gelir açısından önemli faydalar sağlıyor.

Biz bir OSB’yiz, ihtiyaçlarımız ve hedeflerimiz belli. Elektrikle, arıtmayla ve suyla ilgili problemlerimizi çözdük. Önümüzdeki ihtiyaçlarımız için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bir meslek lisesi açma hedefimiz var, bunun için yerimiz hazır. Bunun yanı sıra kreş ve sosyal tesis projelerimiz de bulunuyor. 2023’e kadar HOSAB’ın ağırlıkla ihtiyacı olan konuları çözüme kavuşturmuş olacağız.

Hasanağa OSB’de faaliyet gösteren firmalar pandemi sürecini nasıl geçirdiler? Genel olarak söylemek gerekirse; bölgenin üretim kapasitesi, pandemi öncesine göre ne kadar geriledi? Hasanağa OSB yönetimi olarak ne yaptınız?  

Daha önce de belirttiğin gibi enerjide yüzde 40 civarında, istihdamda ise 2 bin kişiye yaklaşan bir düşüş oldu. Firmalarımız zor bir dönem geçirdi, OSB yönetimi olarak biz de elimizden geldiğince onların yanında olmaya çalıştık. Müteşebbis Heyet Toplantısında, şubat, mart, nisan ve mayıs aylarında altyapı katılım ve yönetim aidatlarını ödeyemeyen firmalardan, gecikme faizi almama kararını uygulamaya koyduk.

Pandemi döneminde kamunun destek ve teşvikleri sizce yeterli miydi? Bundan sonra normalleşme ve pandemi öncesi performansa dönüş için neler yapılmalı? Bu bağlamda geçtiğimiz günlerde açıklanan kısa çalışma ödeneğinin bir aya daha uzatılması kararını nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Böyle bir dönem içerisinde yapılan her hareketi olumlu buluyorum. Bu bağlamda kısa çalışma ödeneğinin uzatılması kararını da memnuniyetle karşılıyorum. Destek ve teşviklerin az ya da çok olmasını değerlendirmek göreceli bir durum ama her ülkede olduğu gibi devletimiz de imkanlarına göre bazı desteklerde bulundu.

2020 sonu itibarıyla büyüme tahmininizi alabilir miyiz? 

2020’yi kayıp bir yıl olarak görüyorum. Sonrasında ne olacağını ben değil, ABD Başkanı bile cevap veremez. Biz iyi dilekler içerisindeyiz. İçinde bulunduğumuz kriz sadece bizim değil, tüm dünyanın problemi. Bu yüzden net bir şey söylemek doğru değil. Artık bazı şeyleri biraz daha farklı yapacağız. İnsanlar yaşadığı sürece, ihtiyaçlar görülecek. Bu yüzden eskisi gibi olmasa da yeni bir düzen içerisinde ekonominin toparlanacağını düşünüyorum.

Covid – 19 sonrası dünyada üretimin ve ticaretin ekseninin değişeceği öngörüsü var. Bu bağlamda Türkiye’nin ve Bursa’nın gelecek dönemde ne gibi avantajları olacaktır?

Dünyada Endüstri 4.0 hatta 5.0 konuşuluyor ama ne yazık ki ülke olarak biz daha bu seviyelere gelemedik. Bu noktada Bursa’nın önemli bir şansı var. Şehrimizde 3 tane otomobil fabrikası ve buna bağlı yan sanayi yapan büyük firmalar var. Bunların çoğu Endüstri 4.0’ı yakalamış durumda. Tekstile baktığınızda da bu olumlu tabloyu görebiliyorsunuz. Bu anlamda Bursa yeni üretim modellerine çok kısa sürede ayak uyduracaktır. Bu yüzden Bursalı firmaların rekabet şansını yüksek görüyorum.

Size göre Bursalı firmalar Ar-Ge konusunda hangi noktada?

Bu elinizdeki şartlarla alakalı bir durum ve sorunlar birbiriyle bağlantılı. Baktığınız zaman en temel sorunlarımızdan bir tanesi yetişmiş, kalifiye eleman. Bana göre, meslek liselerinden çıkan hiçbir eleman yeterli değil. Çocuklarımızı kötü bir eğitim sistemiyle yetiştiriyoruz. Bu noktada ailelerde de ‘Çocuğumuz hiçbir şey olamazsa meslek lisesine göndeririz’ diye yanlış bir düşünce var. Bence meslek liseleri ve mesleki eğitim çok önemli. Parayı verip en son teknoloji makinayı alabilirsiniz ama o makinayı çalıştıracak eleman eksikliğimiz var. Bunun için üniversite sanayi işbirliğinin gerçek manada olması, üniversitelerin sanayiden faydalanması lazım. Biz Türk milleti olarak çok yetenekliyiz, elimize imkan geçtiğinde her şeyi yapabiliriz. Bu yüzden ülkenin çok geride kalacağını düşünmüyorum.

BOTAŞ doğalgazdan elektrik üreten santrallere sattığı gaz fiyatında yüzde 12,5 indirime gitti, bunun yanı sıra sanayi ve ticarethane abonelerine de doğalgaz fiyatında yüzde 9,8 indirim kararı alındı. Bu kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yeterli değil ama güzel bir karar. Dediğim gibi, imkanlar dahilinde bir şeyler yapılıyor. 3 ay elektriğe zam yapılmaması kararı da bu anlamda olumlu bir karar ama burada sürdürülebilirlik sağlanması lazım. Sanayici olarak her ay, gelecek olan elektrik faturamız hakkında bilgi sahibi olmamız gerekiyor. Buna göre maliyet hesabı yapıp, fiyat vereceğiz. Yapılan her olumlu işi destekliyoruz ancak bizim de plan yapabilir durumda olmamız gerekiyor.

Bölge sanayicileri kendi aralarında oldukça sosyal gözüküyorlar. Siz de yönetim olarak kümeleri önemsiyorsunuz. Bu çalışmalar bölgedeki firmaların ekonomik işbirliğine de yansıyor mu? Bu işbirliğini güçlendirmek adına neler yapıyorsunuz?

URGE kapsamında otomobil kümelenmemiz oldu. Birkaç firmamız olumlu anlamda bunun karşılığını gördü. Bursa’da düzenlenen iki Automotive Meetings’in içerisinde yer aldık ve bunun da faydasını gördük. 

Zaman zaman “Bursa’nın lobisi yok veya yetersiz” gibi eleştiriler yapılıyor, siz bu görüşe katılıyor musunuz? 

Hem baskı gücümüz az hem de lobimiz zayıf. Yıllardır bölgenin yoluyla ilgili sıkıntılarımız var, bu sorunu dile getirmek için bir tek Cumhurbaşkanımızla görüşmedim diyebilirim. Bu sorunun halledilmesini biz istemeden, kamu görevlilerinin görüp, çözmesi gerekiyordu. Ben bu ülkeye istihdam, vergi ve ihracat sağlayan bir OSB’nin Yönetim Kurulu Başkanıyım, bir ihtiyacımızı dile getirdiğimizde bunun karşılanması gerek diye düşünüyorum. OSB’ler altın yumurtlayan tavuktur. Ülkenin gelirini sağlayan en büyük noktalardır. Buralara çok iyi bakılmalı, yaşatılmalı ki, ülkemiz de güçlensin. 

HOSAB olarak çevre OSB’leriyle de iyi ilişkiler içerisindesiniz. Kayapa OSB ile imzaladığınız işbirliği protokolü kapsamında, çalışmalarınız nasıl devam ediyor?

Akçalar Islah OSB sürecindeyken onlara atık su ve teknik eleman konusunda destek vermiştik. HOSAB olarak, Kayapa ve Akçalar’a karşı biraz abilik durumumuz var diyebilirim.

Kayapa OSB Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Toy ile eskiden beri tanışırız. Kayapa, Islah OSB sürecini bitirip, OSB statüsü aldığında, arıtma, personel gibi yerine getirmesi gereken şartlar vardı. Yalçın Bey’e HOSAB’daki tecrübeli ekipten faydalanabileceğini, onlara danışmanlık yapabileceğimizi söyledim. Kayapa OSB arıtma sorununu çözene kadar da, bölgemizin arıtma tesisini kullanabileceğini ifade ettim. Böylelikle kendi aramızda bir anlaşma yaptık. Bunlarla ilgili yüksek maliyetler ortaya çıkmasın diye, bu maliyetleri minimize etmeye çalıştık. Sonuçta aklın yolu bir; ortak kullanım ve kolektif bir çalışma ortaya koyduk. 

Çevre ve altyapı konusundaki yatırımlarınız nelerdir? Bu çalışmalar hakkında kısa bilgilendirmelerde bulunabilir misiniz?

Bölgemizde bin metreküp/gün kapasiteli biyolojik arıtma tesisimiz var. Dönemin Valisi Münir Karaloğlu, Akçalar ile birleşmeden önce o bölgenin de arıtmasını bizim almamızı istedi. Kapasite artınca, 7 bin metreküplük bir tesis için harekete geçtik. 3 bin 500 metreküplük kısmın inşaatı tamamlandı. Arıtmayla çevremize de faydalı olmaya başladık. Kayapa OSB’nin de bizim de 15 senelik ihtiyacını karşılayacak bir projeye imza attık.

Diğer taraftan da ‘İleri Arıtma’ dediğimiz, birinci kalite su üreten bir sistemimiz var. Bizim bölgemizde kuyu suyu yok denecek kadar az. Bu sistemle yağmur suyunu toplayıp, işleyerek sanayicimizin ihtiyacını çözüyor ve doğal kaynaklara da zarar vermiyoruz.

Bursa ekonomisi nasıl bir dönüşüm geçirmeli? Gelecekte hangi sektörler ön planda olmalı? 

Bursa’nın geleceğinde otomotiv muhakkak olacaktır. Bunu asla göz ardı edemeyiz. 3 tane otomotiv fabrikamız var yerli otomobil fabrikası ile bu sayı dört olacak. Bu yüzden Bursa’nın otomotivden kopması mümkün değil. Diğer gelişmeler için ise yerel yönetimler ve merkezi yönetimin belirleyici olacağını düşünüyorum. Yatırımcının önünü ne kadar açarsanız, yeni firmalar buraya gelir. 

Bursa’da turizmin de göz ardı edilmemesi lazım. Uludağ, kaplıca, tarihi turizm potansiyelimiz yüksek. Bunların da ön plana çıkması lazım.

Bir iş insanının başarı formülü nedir size göre? Başarılı olmak isteyenlere önerileriniz? Sizden sonraki nesillere bırakacağınız bazı nasihatleriniz var mı?

Her şeyin başında çalışmak geliyor. Çalışırsanız bunun karşılığını bir şekilde alıyorsunuz. Benim gençlere tavsiyem yapacakları işle ilgili eğitim almaları. Dünya sürekli değişiyor, dolayısıyla sürekli çalışmak ve gelişmek zorundayız. Bunun yanında kendinize güvenmelisiniz. Sadece okuldaki eğitimle yetinmeyip farklı konularda da kendinizi geliştirmelisiniz. Bir insan kendisinde neyin eksik olduğunu, en iyi kendisi bilir. Bu yüzden eksik olan yönlerinizi geliştirmekte her zaman fayda vardır.

Rekabetin acımasız olduğu günümüzde; iş hayatı ve etik ilkelerle ilgili neler söylemek istersiniz? 

Etik ilkeler de dejenere olmaya başladı. Bir şeyler kazanmak önemli ama her şey de para değil. Para kazanabilirsiniz fakat bir süre sonra bunlar yeterli gelmiyor. İnsanlarla olan ilişkileriniz, topluma size bakış açısı da oldukça önemli bir konu. Eğer siz doğru, dürüst çalıştıysanız her zaman saygı ve sevgiyle anılırsınız. Bizim hem örf ve adetlerimiz hem de dinimizin gereği olarak ahlaklı olmamız lazım. Hiç kimsenin hakkına tecavüz etmemeliyiz. Diğer türlü geçici zaferler yaşayabilirsiniz ama sonra yıkılırsınız.

Geleceğe nasıl bir Bursa bırakmalıyız? 

Çocuklarımız ve bizden sonra yaşayacak nesiller için daha yaşanabilir bir Bursa bırakmalıyız. Bursa’da 20’ye yakın OSB ve irili ufaklı onlarca sanayi alanı var. Üretim yaparak ekonomiye katkı sağlıyoruz ama çevreyi de kirletiyoruz. Bu yüzden sanayinin çevreye verdiği hasarı en aza indirmemiz lazım. Örneğin Türkiye’nin en güzel enginarı Hasanağa’da üretiliyor. HOSAB büyürse bunu kaybedebiliriz, dolayısıyla iyi planlama yapmamız gerekiyor. Burada görev yine yerel ve merkezi yönetimlere düşüyor.

Biz HOSAB olarak çevre hassasiyetimiz en üst düzeyde ve bu konuya dikkat ediyoruz. Lafla değil, yaptığımız işlere de bunu gösteriyoruz. Sadece biz değil Bursa’daki diğer sanayi bölgelerinde de bu hassasiyet var. Günümüzde sanayi bölgelerinin çok büyük atıkları yok.

Eklemek istedikleriniz?

Kısaca yaptığımız birkaç işten bahsetmek istiyorum. Çünkü bu olay sadece HOSAB’ı ilgilendirmiyor. 10 yıl önce İrfaniye’den buraya 7 km’lik bir yer altı elektrik hattı döşedik. Biz bunu yaparken 8 MW’lık bir ihtiyacımız vardı. 24 MW’lık bir hat çektik. 2 sene sonra bu 8 MW’lık gücümüz bir anda 12’ye çıktı ve yaptıktan 6 ay sonra 20 MW seviyesine geldik biz ve büyük bir sıkıntı başladı. Burada ortaya beraber çalıştığınız insanların, hizmet aldığınız firmaların önemi ortaya çıkıyor. Bizim de danışman firmalarımız çok iyi. Elektrik danışmanlığı aldığımız firmanın bize bir önerisi oldu. Biz bir çalışma yaptık. TEİAŞ bizden yer istedi. Bölgemizden 1 km mesafede onların istedikleri özelliğe sahip 23 bin 600 metrekare bir yer aldık. Bin metrekarenin üst kullanım hakkını TEİAŞ’a verdik, 2017 yatırım planları içerisine aldırdık, bunları böyle anlatıyorum ama bu kadar basit olmadı, sonucu söylüyorum ben. Geçen sene inşaat bitti ve biz HOSAB’ın KOSAB’ın ve çevre bölgelerin 50 yıllık ihtiyacını karşılayacak bir sistem kurduk. 150 MW’lik bir trafo indirim merkezi yaptık. Bu bizim için bir başarıdır.

Bunun yanında bölgenin en büyük eksikliklerinden birisi itfaiyeydi. Bu sıkıntıya temmuz sonu gibi çözüme kavuşturmayı temenni ediyoruz. Büyükşehir Belediye ile yaptığımız protokol çerçevesinde, biz bina ve içini yapıyoruz, Büyükşehir Belediyesi de araçları ve personeli sağlıyor. İtfaiye, bölgemize büyük bir hizmet olacak. Sadece HOSAB’a değil, çevremizdeki olaylara da müdahale edecek.

Yorumlar (0)
13°
açık